Nasıl öğretiyoruz

İngilizce'de asıl sorun çoğu zaman bilmemek değil, bildiğini kullanamamak. EngLab'in bütün yapısı o boşluğu kapatmak üzerine kurulu. Aşağıda hangi kararı neden verdiğimiz yazıyor.

Ünite bir konu değil, bir söz.

Her ünitenin başında tek bir cümle var: bitirdiğinde ne yapabiliyor olacaksın. “Bir sorunu ayrıntılı anlatıp iade için kibarca ama kararlı ısrar edebilirim” gibi. Ünite o cümle için kurulur, içindeki her adım o cümleye çıkar. Bitirdiğinde “şu konuyu gördüm” demezsin.

Altı durak, tek yön.

1

Oku

kalıbı bağlam içinde gör

2

Kalıp

gördüğünü kurala çevir

3

Kelime

setini kasana al

4

Yaz

düşünme süresi var, geri alabilirsin

5

Yazış

yarı gerçek zamanlı

6

Konuş

gerçek zamanlı, tıpkı hayattaki gibi

Kural ikinci sırada gelir.

Çoğu kaynak kuralla başlar: önce yapı anlatılır, sonra örnek verilir. Sonuç tanıdıktır — kuralı sayabilirsin ama konuşurken çıkaramazsın. Burada önce kalıbı gerçek bir metnin içinde görürsün, sonra neden öyle kurulduğunu okursun. Kural böylece karşılaştığın bir şeyin açıklaması olur, ezberlenecek bir madde değil.

Her adımda düşünecek vaktin azalır.

Yazarken cümleyi kurar, siler, yeniden yazarsın. Yazışırken karşı taraf bekliyor. Konuşurken sadece o an var. İngilizceyi yazarken bilip konuşurken bulamamanın sebebi çoğu zaman bilgi eksikliği değil, süre. Adımlar bu yüzden zorluk sırasına göre değil, sana kalan süre sırasına göre dizildi.

Aynı konuşmayı iki kez yaparsın.

Ünitenin sonunda aynı görüşme bir kez daha karşına çıkar. İlkinde cümleyi kurarsın, ikincisinde hatırlarsın. Aradaki fark öğrenmenin kendisi — ve ancak ikisini de yaptığında görünür.

Tik'i sen koymazsın, yaptığın iş koyar.

Her adımın kendi kanıtı var: okuma adımında metindeki kalıbı işaretlemen, alıştırmada belli bir doğruluk oranı, yazmada geri bildirim almış bir yazı, konuşmada puanlanmış bir görüşme. Kendi ilerlemeni kendin işaretlediğin bir liste bir süre sonra bir şey ölçmez olur; burada listeyi işin kendisi dolduruyor.

Seviye, gösterdiğinde yükselir.

Bir seviyenin bütün üniteleri bitmeden checkpoint açılmaz. Checkpoint iki bölümlü: önce yazılı bölüm, sonra konuşma bölümü. İki bölüm olmasının sebebi basit — bir kalıbı tanımakla o kalıbı kendin kurmak aynı şey değil, ve ikincisi ölçülmezse seviyenin bir anlamı kalmaz.

Kasa seni unutmadan hemen önce yakalar.

Bir kelimeyi bir kez öğrenip bırakırsan birkaç gün içinde gider. Kasadaki her kelime 1, 3, 7, 14 ve 30 gün aralıklarıyla önüne gelir. Her doğru cevap aralığı bir kademe uzatır, yanlış cevap başa döndürür. Otuz günlük aralığı da geçen kelime öğrenilmiş sayılır ve artık sorulmaz.

Hata defterinden iki doğruyla çıkarsın.

Yanlış cevapladığın soru hata defterine düşer. Oradan çıkması için o soruyu üst üste iki kez doğru bilmen gerekir — bir kez doğru bilmek şans olabilir. Defteri elle tutmuyorsun; cevaplarından kendiliğinden çıkıyor.

Türkçe konuşana göre yazıldı.

149 hedef kalıbın hepsinde, o kalıpta Türkçe konuşanın tam olarak nerede takıldığını anlatan bir not var. “Meslek söylerken a/an unutulmamalı — Türkçede karşılığı olmadığı için sık atlanır” gibi. Genel bir gramer açıklaması değil: hata dilden dile değişir, herkese aynı şeyi anlatan bir kaynak seninkini bilmez.

Seviyeni ölç, ilk üniteni aç. Konuşma tek cümleyle başlar; gerisi her gün biraz daha gelir.

Başla